Küresel petrol krizinde Çin formülü: Elektrikli taksiler ve araç paylaşımı…

Img

Küresel enerji piyasaları, 28 Şubat’ta başlayan savaşın ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin yarattığı petrol şokuyla sarsılmaya devam ederken, Çin bu kriz ortamında dikkat çekici bir ekonomik tampon mekanizması geliştirdi: Elektrikli taksiler ve araç paylaşım ağları.

Resmi verilere göre, Çin şehirlerinde taksi kullanımı ve araç paylaşımı hızla artıyor. Sadece mayıs ayında ülke genelinde 3,05 milyar yolculuk gerçekleştirildi. Bu rakam, çatışmaların başlamasından bu yana geçen yılın mart-mayıs dönemine kıyasla yüzde 6’lık net bir artışa işaret ediyor.

Bu artışın arkasında yatan temel etken ise Çin’in ulaşım altyapısında yaşanan yapısal dönüşüm. Akaryakıt fiyatlarındaki küresel yükselişe rağmen, Çin iç pazarında ulaşım ücretleri düşüş eğiliminde. Analistler, durgunlaşan ekonomide iş arayan ve sektöre yeni giren sürücü sayısındaki artışın yanı sıra, düşük maliyetli elektrikli araçların (EV) taşıma ücretlerini aşağı çektiğini belirtiyor. Bu durum, yüksek benzin maliyetlerinden kaçınmak isteyen yolcular için araç paylaşımını cazip bir alternatife dönüştürüyor.

Sektördeki bu dönüşüm, hem sürücüler hem de tüketiciler tarafından net bir şekilde hissediliyor. Pekin’de yarı zamanlı olarak araç çağırma hizmeti veren bir sürücü, işe başladığı altı ay öncesine göre ücretlerin yüzde 10 ila 15 oranında düştüğünü belirterek sektördeki rekabetin yoğunluğuna dikkat çekiyor. Tüketici cephesinde de benzer bir eğilim var; sosyal medyada mart ayından bu yana yapılan pek çok paylaşım, taksi veya araç paylaşım hizmeti kullanmanın, şahsi araç kullanmaktan daha ucuza geldiğini vurguluyor. Kendi benzinli aracı olan bazı vatandaşlar, yakıt fiyatlarının yüksek olduğu dönemlerde otopark ve benzin masrafından kaçınmak için kısa mesafeli yolculuklarda bile taksiyi tercih ettiklerini ifade ediyor.

PETROLE BAĞIMLILIK AZALIYOR

Elektrikli taksi filolarının ve araç paylaşım uygulamalarının ulaştığı devasa boyut, Çin’in ulaşımdaki petrol bağımlılığını azaltarak ülkeyi Hürmüz Boğazı’nın kapanması gibi arz şoklarına karşı korunaklı hale getiriyor. Çin Ulaştırma Bakanlığı verilerine göre, 1,3 milyonluk ulusal taksi filosunun yaklaşık yarısı elektrikli araçlardan oluşurken, bu oran büyük metropollerde yüzde 100 seviyesine yaklaşmış durumda. Sektörün en büyük oyuncularından Didi, geçtiğimiz yıl 2 milyon yeni hibrit ve elektrikli aracı sisteme dahil ederek fosil yakıt kullanmayan araç filosunu 8 milyona çıkardığını ve platformdaki toplam mesafelerin yüzde 75’inin elektrikli araçlarla kat edildiğini duyurdu.

Bu devasa dönüşümün makroekonomik sonuçları da rakamlara yansıyor. Ülkede 1 Mayıs tatili boyunca karayolu seyahatleri tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmasına ve genel karayolu taşımacılığı yüzde 2 artmasına rağmen, Çin’in mayıs ayındaki benzin tüketimi bir önceki yıla göre yüzde 10, dizel tüketimi ise yüzde 14 oranında azaldı. Üstelik Çin, haziran ayında petrol ithalatını bir önceki yıla göre yüzde 41 oranında düşürmeyi başardı. Kendi stratejik rezervlerini yoğun bir şekilde kullanmadan sağlanan bu esneklik, küresel pazarda petrol arzını rahatlatarak uluslararası fiyatların da belli bir seviyede tutulmasına katkı sağladı.

KALICI BİR DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİ Mİ?

Uzmanlar, akaryakıt fiyatlarının yükselmesiyle birlikte bireysel araç kullanımının azaldığını, artan seyahat talebinin ise taksi ve metro gibi alternatiflere kaydığını belirtiyor. JP Morgan analistleri de konuyla ilgili temmuz başında yayınladıkları bir raporda, Ortadoğu’daki çatışma ortamının Çin’de zaten başlamış olan davranışsal değişiklikleri hızlandırdığını ve ülkeyi piyasa beklentilerinden çok daha az petrole bağımlı hale getirmiş olabileceğini vurguluyor.

Ancak bu yapısal değişimin asıl testi, ulaşım yakıtı fiyatlarının savaş öncesi seviyelere dönmesiyle yaşanacak. JP Morgan öngörüleri, Çin’de benzin talebinin 2027 yılında da düşmeye devam edeceğini, ancak bu düşüş ivmesinin yavaşlayarak bu yılki günlük 150 bin varillik kayıptan, yıllık 50 bin varil seviyelerine gerileyeceğini gösteriyor. Nitekim hibrit araç sahibi bazı kullanıcıların, akaryakıt fiyatlarında ufak bir düşüş gördüklerinde tekrar benzin almaya yöneldiklerini belirtmesi, fiyat hassasiyetinin pazar dinamiklerindeki belirleyici rolünü koruduğunu kanıtlıyor. Gelecek projeksiyonları yapan Greenpeace ise 2035 yılına gelindiğinde Çin’deki taksi ve araç paylaşım hizmetlerinin yüzde 90’ının tamamen elektrikli araçlarla yapılacağını öngörüyor.

yok

Author: Murat Doğan