
Yaz aylarında tatile çıkan birçok vatandaş, sahil ve denizlere akın ediyor. Bilinmeyen koylar ve tertemiz denizler insanları cezbetse de, aslında çok büyük bir tehlikeyi içlerinde barındırıyor.
Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi Başhekimi ve Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Sebe, yaz mevsiminde deniz, gölet ve sulama kanallarına girenlerin sayısının arttığına işaret ederek çok kritik bir uyarıda bulundu.
Özellikle gençlerin bilinçsizce yüksekten suya atlamasının ciddi sağlık riskleri taşıdığına vurgu yapan Sebe, derinliği bilinmeyen sularda en büyük tehlikenin omurga yaralanmaları olduğuna işaret ederek bu durumun felç kalma ve ölümle bile sonuçlanabileceğini ifade etti.
“KALICI SAKATLIK BIRAKABİLİYOR”
Yüksekten ve kontrolsüz atlayışlarda baş, kol ve bacak yaralanmalarının yanı sıra iç organ hasarları, kaburga kırıkları ve akciğer sönmesi gibi travmaların da görülebildiğini belirten Sebe, “Derinliği bilinmeyen sulara kesinlikle balıklama ya da çivileme atlanmamalı. En tehlikeli sonuç, boyun omurlarının kırılması ya da omurganın arkasındaki medulla spinalisin zarar görmesidir. Bu durumda kişi, iki kolunu ve iki bacağını kullanamayacak şekilde felç kalabiliyor” ifadelerini kullandı.
Sebe, sözlerinin devamında “Özellikle balıklama atlayışlarda başın zemine çarpması sonucu bu tür ağır yaralanmalarla karşılaşıyoruz. Bu vakalar yılda birkaç kez görülse de hastaları kalıcı sakat bırakabiliyor hatta yaşam kaybına neden olabiliyor” açıklamasında bulundu.
“İÇ ORGAN YARALANMALARINA NEDEN OLABİLİR”
Su kenarında yapılan şakalaşmaların da büyük risk oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Sebe, “Zeminin kaygan olması nedeniyle atlayış sırasında dengenin kaybedilmesi iç organ yaralanmalarına da yol açabiliyor. Ayrıca su kenarında yapılan bir anlık şakalaşmalar ciddi yaralanmalar ve ölümlerle sonuçlanabiliyor” dedi.
Sebe, “Havuz bulunan alanlarda çocukların da sürekli gözetim altında tutulması gerekiyor. Küçük çocuklar havuza düşme, itilme ya da çarpma sonucu suya düşebiliyor. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarını mutlaka gözetim altında tutması gerekiyor. Aksi halde geri dönüşü olmayan kayıplarla karşılaşabiliyoruz” sözlerini sarf etti.
“KALP HASTALARI DAHA DİKKATLİ OLMALI”
Ekstrem sporlarla ilgilenenlere de uyarılarda bulunan Sebe, “Yapısal kalp damar hastalığı ya da doğumsal kalp rahatsızlığı olmayan kişiler için adrenalin belirli ölçüde heyecan verici olabilir. Ancak koroner arter hastalığı veya kalp rahatsızlığı bulunan kişilerde yüksek adrenalin kalbi zorlayabilir, ritim bozukluklarına ve tansiyonun ani yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle sağlık sorunu bulunan kişilerin ekstrem sporlar konusunda çok dikkatli davranması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
